Kutlu Asya

Kutlu Asya

GÜNEYDOĞU ASYA

Güneydoğu Asya, Asya‘nın güneydoğusunda, binlerce ada üzerinde kurulmuş, Hindiçini yarımadası ve çok sayıda adaları kapsar. En büyük adaları; Kalimantan/Borneo, Cava, Sumatra, Sulaves, Mindanao vb. Büyük adalarda yüksekliği 3000 m.yi aşan dağlar bulunur. Sık sık deprem ve volkanik faaliyetler olur. Bölgede her mevsimi yağışlı ve aylık ortalama sıcaklık değişiminin az olduğu ekvatoral iklim hüküm sürer. Halkın büyük bölümü Müslüman’dır. Nüfus büyük adalarda, özellikle Cava’da toplanmıştır. Çok farklı kültürler ve geçimini hala avcılıkla sağlayan toplumlar yaşar. Önemli doğal kaynaklarını petrol, doğal gaz, kalay ve ormanlar oluşturur. Uzun süre sömürge olan bu ülkelerin doğal kaynakları, batılı ülkelerce işletilmiş ancak, son yıllarda sanayi alanında hızlı bir gelişme sürecine girilmiştir.

Bu bölgede yer alan ülkeler:

  • Myanmar (Burma)
  • Tayland
  • Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti
  • Kamboç
  • Viyetnam Sosyalist Cumhuriyeti
  • Malezya Federasyonu
  • Singapur
  • Brunei
  • Endonezya
  • Timor Demokratik Cumhuriyeti
  • Filipinler

 

GÜNEYDOĞU ASYA İKLİMSEL ÖZELLİKLERİ

Musonlar, Güney ve Güney Doğu Asya ile Hint Okyanusu’nun kuzey bölgelerinde esen periyodik (mevsimlik) rüzgarlarıdır. Musonlar, subtropikal iklim bölgelerinde, kıtanın kuzey kara kesimleri ile güney okyanus üzerindeki sıcaklık ve basınç farklılıklarından ortaya çıkar. Mevsimlere bağlı olarak rüzgarlar da adlandırılır. İki mevsim yaşanır ve kış ile yaz Muson rüzgarları olarak adlandırılan rüzgarlardır. Kış musonları Himalaya dağları ve Güney ile Güney Doğu Asya karasından Hint Okyanusu’na doğru, Ekim ayından Nisan ayına kadar esen rüzgarlardır. Kış muson rüzgarları çok şiddetli olmaz. Muson rüzgarlarının etkili oldukları bölgelerde ayaz, kuru ve soğuk hava durumu yaşanır, denizleri sakindir. Yaz musonları, güneyde Hint Okyanusu’ndan kuzeyde Güney ve Güney Doğu Asya’ya doğru eser. Yaz musonları sıcak ve nemli rüzgarlardır. Kış muson rüzgarlarından daha hızlı ve güçlü bir şekilde denizden karaya doğru eser, dağlık bölgelerde yükseklere çıkarak yoğun bulutları ve bol yağışı getirirler. Yağışlarla birlikte 2 ay kesintisiz süren şiddetli gök gürültüleri yaşanır.

Büyük nem, yüksek sıcaklıklar ve gürültülü ve bulutlu havalar, özellikle Hindistan’ın batı kıyılarında, Malakka yarımadasında ve Endonezya adalarında görülür. Yaz musonları esnasında, Hindistan ve Şri Lanka kıyılarında hoş ve ılıman iklim yaşanır. Sabit ve dengeli hava şartları, yaz ile kış dönemleri arasında iki hafta kadar sürer. Muson rüzgarları, Güney ve Güney Doğu Asya halkının yaşamını büyük ölçüde etkiler. Doğanın bağışı olarak nitelendirilmesi ve algılanması mümkün olan yaz musonları, nüfus ile yoğun yerleşmiş (2 milyar civarında), Hindistan, Bangladeş, Şri Lanka, Myanmar (Burma), Tayland, Viyetnam, Malezya, Endonezya ve Filipinler’de başarılı bir tarım ekonomisinin gelişmesini ve gerçekleşmesini sağlar. Yaz musonları, pirincin bu alanlarda en yaygın tarım kültürlerinden birisi olarak yetiştirilmesini ve nüfusun beslenmesinde önemli rolü vardır. Yarımada ve adalarda yerleşmiş milyonlarca nüfusun, yolculuk yaptığı sayısız yelkenli gemilerin denizlerde ulaşımı, Muson rüzgarlarının esme yönüne bağlı olarak gerçekleşir. Coğrafya enlemleri ve musonların etkisi ile Hint ve Hindiçini yarımada ve adalarında değerli ağaçlardan (tika, sandal, mahagoni) oluşmuş gür ormanlar yaygındır. Orman ve ağaçların, odun sanayisinde farklı ürünlerin üretilmesinde kullanılması önemlidir. Muson rüzgarlarının gecikmesi, tarım üretimini olumsuz etkiler ve bununla birlikte gıda ve beslenme sorunu yaşanır.

GÜNEYDOĞU ASYA EKONOMİ VE SANAYİSİ

GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)

ASEAN Örgütü’nün temeli Endonezya, Filipinler, Malezya, Singapur ve Tayland Dışişleri Bakanlarının 8 Ağustos 1967’de Bangkok’ta imzaladıkları beş maddelik bildirgeyle atılmıştır. Sözkonusu bildirgede ASEAN’ın kuruluş amaçları; ekonomik, sosyal, kültürel, teknik, eğitim ve diğer alanlarda işbirliği gerçekleştirilmesi ile adalet kavramına, hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine saygı çerçevesinde bölgesel barış ve istikrarın sağlanması olarak belirlenmiştir.

ASEAN’ın kuruluş yıllarında ön planda olan çatışmaların durdurulması ve siyasi istikrarın sağlanması gibi hususlar, Soğuk Savaş sonrası dönemde yerini ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çabalara bırakmıştır.

1976’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması (Amity and Cooperation in Southeast Asia) ve 1995’te imzalanan Güneydoğu Asya Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge Anlaşması (Southeast Asia Nuclear Weapon Free Zone- SEANWFZ) ASEAN’ı yasal açıdan da bağlayıcılığı olan bir örgüte dönüştürmüştür.

Soğuk Savaş sonrası yıllarda ASEAN, bölgesel düzen ve refahın gelişiminde etkili bir yapı ve hem ekonomik hem de güvenlik bakımından bölgenin temel yapıtaşlarından birini oluşturmuştur. Asya-Avrupa Toplantısı (Asia-Europe Meeting, ASEM), Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (Asia-Pacific Economic Cooperation, APEC), ASEAN Bölgesel Forumu (ASEAN Regional Forum, ARF), Doğu Asya Zirvesi (East Asia Summit, EAS), ASEAN+3 formatı gibi konferans ve oluşumlarla artan bölgesel entegrasyon ve diyalogda ASEAN’ın merkezi bir rolü ortaya çıkmıştır.

2005 yılı Aralık ayında Kuala Lumpur’da düzenlenen 11. ASEAN Zirvesi, Örgütün gelişiminde önemli bir aşama teşkil etmiştir. Zirve sırasında, ASEAN’ın hedef ve amaçlarına ulaşılabilmesi için yasal ve kurumsal bir çerçeve sunan “ASEAN Şartı (ASEAN Charter) Hazırlanmasına Yönelik Kuala Lumpur Deklarasyonu” imzalanmış ve “ASEAN Güvenlik Topluluğu”, “ASEAN Ekonomik Topluluğu” ile “ASEAN Sosyo-Kültürel Topluluğu” şeklinde üç sütuna dayanan “ASEAN Topluluğu (ASEAN Community)”nun kurulması kararlaştırılmıştır.

2014 Kasım ayında Myanmar’da düzenlenen 25. ASEAN Zirvesi sonucunda, 2015 Sonrası ASEAN Topluluğu Vizyonu’nun temel unsurları geliştirilmiştir. Sözkonusu unsurlar arasında;

-ASEAN Siyasi-Güvenlik Topluluğu,

-ASEAN’ın Temel İlkelerine Bağlı Kalma,

-Barış, Güvenlik ve İstikrarın Sürdürülmesi ve Arttırılması,

-ASEAN’ın Dış İlişkilerinin Derinleştirilmesi ve Genişletilmesi,

-ASEAN Ekonomik Topluluğu,

-ASEAN-Sosyo-Ekonomik Topluluğu yer almaktadır.

Ayrıca, 2015 Nisan ayında Malezya’da düzenlenen ASEAN Zirvesi sonucunda;

-“İnsan Odaklı ve İnsan Merkezli ASEAN Kuala Lumpur Bildirisi”,

-“Küresel Ilımlılar Hareketi Langkawi Bildirisi”,

-“Afetler ve İklim Değişikliğine karşı ASEAN, ASEAN Toplulukları ve İnsanlarının Direncinin Kurumsallaştırılması ASEAN Bildirisi” kabul edilmiştir.

Sözkonusu zirve sırasında ele alınan konular arasında; ASEAN Topluluğunun teşkili, 2015 sonrası ASEAN Vizyonu, Güney Çin Denizi üzerindeki hak iddiaları, “Küresel Ilımlılık Hareketi” ve aşırılık ve terörizmle mücadeleye dikkat çekilmiştir.

Kuala Lumpur’da 21-22 Kasım 2015 tarihlerinde gerçekleştirilen 27. ASEAN Liderler Zirvesinde, ASEAN Ekonomik Topluluğunun (AEC) 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren hayata geçirilmesini öngören Kuala Lumpur bildirisi yayınlanmıştır. Örgüt tarihinde önemli bir kilometre taşını teşkil eden bu adım, 625 milyonluk bir coğrafyanın tek bir pazar ve üretim merkezi haline gelmesine imkan tanıyacaktır. AEC’nin teşekkülüyle birlikte, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı sayesinde, üretim maliyetlerinin ve hammadde fiyatlarının önemli ölçüde azalması ve ASEAN bölgesinde üretilen ürünlerin yüzde 70’inden fazlasında gümrük vergisinin kaldırılması beklenmektedir, ancak halen birçok tarife dışı engel mevcuttur. Daha fazla serbestleştirme ve entegrasyonu hedefleyen AEC kapsamında ASEAN GSYH’sının 2025’e kadar %7 oranında büyümesi hedeflenmektedir. Zirvede ayrıca, müzakereleri Ekim 2015’te tamamlanan Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşmasının (TPP) yanısıra bölgesel entegrasyona katkı sağlayacak bir diğer girişim olan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) müzakerelerinin de 2016 yılında sonuçlandırılması teşvik edilmiştir.

Öte yandan, 1997 yılında oluşturulan ASEAN+3 Forumu çerçevesinde, ASEAN ülkeleri ile ÇHC, Japonya ve Güney Kore arasında siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel işbirliğinin geliştirilmesine yönelik istişareler gerçekleştirilmektedir.

GÜNEYDOĞU ASYA POPÜLASYONU

Güneydoğu Asya, dünyadaki genetik çeşitliliğin en fazla olduğu bölgelerden birisi. Fakat, bilim insanları bu bölgedeki popülasyonun kökeni hakkındaki teorilerden hangisinin doğru olduğu konusunda çok uzun süredir anlaşmazlık içindeydiler. Teorilerden birisi, 44.000 yıl önce Güneydoğu Asya’ya yerleşen ve tarım uygulamalarını Doğu Asya’daki çiftçilerden bağımsız bir şekilde benimseyen yerli Hòabìnhian avcı toplayıcılarını içeriyordu. “İki katmanlı model” diye adlandırılan ikinci teori ise Çin’den göç eden pirinç çiftçilerinin, yerli Hòabìnhian avcı toplayıcılarının yerini aldığını savunuyordu.

Bu araştırma için, Malezya, Tayland, Filipinler, Vietnam, Endonezya, Laos ve Japonya’ya ait 8.000 yıla kadar eski insan iskeleti kalıntılarından DNA elde edildi. Daha önce, bu bölgeden 4.000 yıla kadar olan örnekler başarılı bir şekilde dizilenebilmişti. Hòabìnhian avcı toplayıcıları ve Japonya’nın tarih öncesi Jomon döneminden bir birey, bu iki popülasyon arasındaki şüphelenilen bir genetik bağlantıyı ortaya çıkarıyor.

Toplamda 26 antik insan genomu dizisi incelendi ve günümüzde Güneydoğu Asya’da yaşayan insanlardan modern DNA örnekleriyle karşılaştırıldı.

Bu araştırma oldukça etkileyici çünkü Güneydoğu Asya’daki sıcaklık ve nem oranı, DNA korunumu için en kötü çevresel koşulları oluşturuyor ve bu da bilim insanları için fazlasıyla zorlayıcı oluyor.

Kendisi “Zengin insan genetiğine sahip olan Güneydoğu Asya bölgesine ışık tutabilmek için, bu tropik bölgeden DNA elde etmek adına çok fazla emek sarf ettik. 26 insan genomu elde ettiğimiz ve bu grupların inanılmaz derecedeki genetik zenginliğini ortaya çıkardığımız gerçeği şaşkınlık verici” diyerek açıklıyor.

GeoGenetics Merkezi’nde docent ve diğer baş yazar olan Fernando Racimo, “Güneydoğu Asya’da insanların yerleşime başlama tarihi, yoğun bir tartışma içinde. Hòabìnhian’dan Demir Çağı’na kadar bir dönemi içeren araştırmamız ile günümüz Güneydoğu Asyalı popülasyonlarının en az dört antik popülasyondan geldiğini bulduk. Bu durum, daha önce düşünülenden çok daha karmaşık bir model.” dedi.

Bilim insanları, antik insan kalıntılarından elde edilecek daha fazla DNA örneği ile Güneydoğu Asya’nın gizemli genetik tarihi hakkında daha fazlasını öğrenmeyi umuyorlar.

 

 

Bir cevap yazın
*
*
*