BİR ÖZGÜRLÜK JIRI; KAZAKİSTAN

KAZAKİSTANDA EĞİTİM ÖĞRETİME RUS BASKILARI

Kazakistan, sonsuz bozkırın bir parçası, gök bayrağında altın güneşin parladığı, şanlı yurt. Türkistan’ın incisi, Ata yurdumuz Kazakistan. Gelin Türkistan’dan gelen bu jıra kulak verelim.

KAZAK TÜRKLERİNİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI 

Kökenleri Kıpçak boyuna mensuplardır. Milattan sonra yaşanan Türk göçlerini takip ederek başlayalım. Örneğin Hunlar (Ak-Hunlar); 4. Asırda Avrupa’ya ve kuzey Hindistan’a, Oğuzlar, 10. Asırda Orhun bölgesinden Seyhun nehri kıyılarına, sonra da Maveraunnehir üzerinden İran ve Anadolu’ya geçmişlerdir. Peçenek, Kuman (Kıpçak )ve oğuzların bir kolu olan Uzlar 9-11. Asırlarda Hazar denizi kuzeyinden Doğu Avrupa ve balkanlara geçmişlerdir. Törelerine bağlılıklar sebebiyle bu boya Kazak denmesinin sebebi, istiklallerine aşırı bağlılıklarıdır. İdilden Altaylara kadar bozkıra hâkimdirler. Tıpkı diğer Türkler gibi yaylak-kışlak âdeti vardır.

KAZAK TÜRKLERİNDE MİLLET – SOY

Kazak Türklerinde Millet –soy olarak üç kısma ayrılır. Ulu cüz,  Orta cüz, Küçük cüz olmak üzere ayrılan bu birliklerin kökeni Atalar Kültüne de bağlıdır. Çünkü bir bala 7 yaşından itibaren mensup olduğu cüzü ve 7 atasını bilmek zorundadır. Bu kadar Töresine, iline, milletine bağlı olan bu Türk halkının binlerce yıllık çalan kopuzu Ruslar tarafından susturulmaya çalışılmıştı.

Tüm Türk dünyası üzerinde böl-parçala- yönet fikriyle Türkistan’ı önce Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan olarak bölmüş, maddi ve manevi birçok yolla Türkü Türk’e kırdırmış, en son da Türkistan’ı  “Orta-Asya” terimini kullanmışlardır. Siyasi yönden ciddi tahribat yaparlarken sosyal ve kültürel yönden tahribata başlamışlardır.

Rus çarı, 2. Petro’nun emriyle görevlendirilen Nikolay İlminskiy, tüm Türkistan’da yaptığı gibi Kazakistan’da milli bilinçten ve İslam’dan uzaklaştırıp asimile etmek için, Rus- Kazak okulları kurmuştur. Buraya giden bazı gençler yavaş yavaş milli bilinçten ve İslam’dan uzak, tamamen bir Sovyet vatandaşı yetiştirilmek isteniyordu. Bu okullarda zorla okuyan bu gençler Rus kültürünü ve Hristiyanlık zorla benimsettirilen bu gençlere aileler çok üzülüyordu. Bu makûs durumdan soydaşlarını Gaspralı İsmail Bey ; usul-i  cedid okullarıyla kurtarmıştı.

BOLŞEVİK İHTİLALİ

Kazak Türkleri tam milli birliklerine döndükleri sırada 1917 Bolşevik ihtilali ve sıkı prensipleri başlamıştı. Bu ihtilal ve getirdiği sıkı prensipler Kazak Türklerinde adeta bir kültür asimilasyonu ihtimali demekti. Çarlık döneminde, bürün Türk boylarının Ruslaştırılması ve Hristiyanlaştırılması çalışmalarının öncüsü olan Nikolay İlminskiy metodunu benimseyen Sovyetler, Kazakları Türklerin ayrı bir milletmiş gibi eğitme yoluna gitmişlerdir. İlminskiy metoduna göre her Türk boyu kullandığı lehçedeki, Türkiye Türkçesinden ve İslami kültürden gelen ne kadar terim varsa hepsini atarak onların yerine Rusça kelimeler kullanılmasını mecbur kılarak eğitime başladılar. Bu sistem, tahkik edilince Kazak Türklerinin kullandığı dil hem zayıf kalmış hem de Türkiye Türkçesinden ayrı bir şekilde gelişmiştir.

İhtilalin ilk aylarında yapılan Rusya Müslümanları Kongresince alınan kararda Gaspralı İsmail Beyin tavsiye ettiği dil kullanılacaktı. Buna göre, bütün Türk halkları kendi lehçelerinde ilkokul eğitimi alacaktı. Orta ve Yüksek tahsil ise, umum Türk dilinde yapılacaktı. Böylece hem her Türk boyu kendi lehçesini unutmayacak hem de birbirleriyle anlaşabileceklerdi. Âmâ Sovyetler izin vermedi. Ardından mevcut Kazak aydınlarını, milliyetçi ve Alaş-Ordacı bütün öğretememeleri vazifeden uzaklaştırmaya başladılar. Bu ise, çocukların uzun yılar Rusça eğitim almalarına sebep oldu. 1988 de Kazakistan’da resmi dil Kazakça oldu. Fakat uzun yıların tesirleri bir müddet devam etmiştir. Ama Kazak Türkleri isimlerine layık olmuş, illerine törelerine sahip çıkıp bozulmamışlardır.

NAZARBAYEV POLİTİKALARI

16 Aralık 1991 de bağımsızlığına kavuşan Kazakistan’da Kazak dili 2000 yıllarından sonra etkin kullanıma dönmüştür. Zaten Nursultan Nazarbayev göreve geldiği ilk anda öne sürdüğü politika dil politikasıdır.  Bildiğimiz üzere Kazak Türkçesi Kıpçak dil ailesine mensup bir Türk dilidir. 

Nikolay İlminskiy nin eğitim alanında da yaptığı böl-parçala –yönet taktiğini devr alan Sovyetler, Türkiye Türkçesi ve Türkiye ile olan tüm kültürel, siyasi bağları kesmek için ilmniskinin bu taktiğini uygulayacaklardı. İlk başta, hem Kazakistan’ın hem Türkiye’nin Latin alfabesini kullanmaları ve hemencecik olan bağlantı Sovyetleri rahatsız ediyordu ve daha çok edecekti. Bu yüzden her Türk Ülkesine yaptıkları gibi, Türk dilini bölüp, her lehçe ve dil için sözlük çıkarmaya başladılar. Öyle ki, idealize ettikleri Sovyet insanını oluşturmak için tüm İslami ve öz Türkçe kelimeleri konuşma ve yazı, eğitim dilinden çıkartmaya başladılar. Bu kelimelerin yerlerine Rusça kelimeler ve terminolojiler kullanmaya başladılar. Ne var ki, 19.yy ikinci yarısında Kazak Türkleri Çarlık rüyasının hâkimiyetine girmişlerdi. Sonrasında yazı dili haline getirilir.

Kazak aydınlarından Ibıray Altınsarin, misyoner ve müsteşri İlminskiy idaresinde yürütülen bu çalışmalara katılır ve Kazak lehçesinin yazı dili haline getirilmesine öncülük eder. Ibıray Altınsarin’in eserleri ve çalışmalarının ardından Kazak lehçesi Kazaklar arasında yazı dili olarak kullanılmaya başlamıştır. 20.yy başlarına kadar Kazak Balaları kendi avullarındaki avul mekteplerine gitmişlerdir. Bu mekteplerde molalarından eğitim almışlardır. Avullarda okuma yazma öğrenen öğrenciler eğitim hayatlarına devam etmek istediklerinde Türkistan, Buhara ya da İdil-Ural bölgesindeki medreselere gitmektedirler. Bu medreslerde çok iyi eğitim almaktaydılar. Bu iyi eğitim katkılarından biri de dil /lehçe zenginliği yönündendir. Burada Çağatay Türkçesi, Arapça, Farsça ve İslami bilimler öğrenmekteydiler. Sovyet yönetiminde gördüğümüz eğitim sistemi üç şekillidir. Rus okulları, Ruslaştırma amaçlı okullar ve karışık eğitim verilen eğitim sistemleri mevcuttur.

GÜZEL TÜRKİSTAN

Güzel Türkistan’ımızda, Ata yurdumuzda İdealize ettikleri Sovyet insanını oluşturmak için Ruslaştırma-Hristiyanlaştırma adına açtıkları okullardan açmışlardı. Bu okulların çoğunluğu temelden Rusça eğitim vermeye başlıyordu. Kimisi belli bir kademeden sonra Rusça eğitim vermeye başlıyorlardı. Rusça eğitim için özellikle ve titizlikle Rusça dersleri verilmeye başlanmıştı ve zorunluydu. Eğitim süreleri 8 yıla kadar çıkabiliyordu. Hatta eğitim dilleri bölgeden bölgeye değişebiliyordu. Eğitimin yürütüleceği dil kadar, bu dilin öğretilmesi için ilk aşamayı teşkil eden alfabe de son derece mühimdir. 1920 ile 1940 yılları arasında Türkistan Türklüğü sahasında alfabe tartışmaları yaşanır. Bütün Müslümanların kullandığı Arap alfabesinin yerine, önce Latin, daha sonra da Rusya’nın hâkimiyeti altındaki bölgelerde Kiril alfabesi kabul edilir.

LATİN ALFABESİ

Latin alfabesinin kabulü konusunda ilk adım 1921-1922’de Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’nın bazı kısımlarında atılır. 1925 yılında ise Azerbaycan Yüksek Sovyet’i ve parti kararıyla Latin alfabesi resmî olarak kabul edilir. Ardından da birkaç yıl içerisinde alınan kararlarla Türkistan halkları arasında da Latin alfabeleri kullanılmaya başlanmıştır. Kazakistan’da Latin alfabesi taraftarları ile Arap alfabesi taraftarları arasında Hiddetli tartışmalar yaşanır. Arap alfabesini savunanların başını Ahmet Baytursınoğlu çeker. Mağjan Cumabayoğlu, Jüsipbek Aymavıtoğlu gibi Kazak aydınları da ona destek verirler ve bu sebeple zengin taraftarlığı, dincilik ve faşistlikle de suçlanırlar. Ahmet Baytursınoğlu’nun 1912 yılında yayınladığı “Oquw Quralı” Kazak Türkçesinin ilk alfabe ve imla kitabıdır. Ahmet Baytursınoğlu bu eserle Arap harflerini ve o zamana kadar kullanılan Çağatay(Türkî) yazı dili imlasına ıslah ederek Kazak Türkçesinin ses yapısına uygun hale getirir, böylece Arap harfleri esasında ilk Kazak lehçesi alfabesi ve imlasını oluşturur. Bu imla bugünkü Kazak Türkçesi imlasının da esasını teşkil eder.

Ahmet Baytursınoğlu, Arap alfabesi-Latin alfabesi tartışmaları sırasında 1928 yılına kadar bu eserini daha da geliştirir. Arap alfabesi-Latin alfabesi tartışmaları Kazak halkını resmen ikiye bölmüş durumdaydı. Sovyetlerde resmen bu anı bekliyordu. Şu an mevcut durumda Kazakistan yeni bir alfabeye geçmedi. Yabancı olduğu bir durum, değişim dönüşüm içine girmedi esasen. Kazakistan aslında tekrar özden öze dönüş gerçekleştirdi.  

KAYNAKÇA:

Kınacı,Cemile,2010, Sovyetlerden Günümüze Kazakistan’da Kazak Diline Eğitim Politikaları ,Turkısh Studıes ,5.4.

Abeşi, Hasan Ata,2019,Türk Kavimleri Tarihi, İstanbul, Selenge yayınları

Saray, Mehmet,2019, Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu

(Gürsoy Naskali-ġahin 2007: 257)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.