Kutlu Asya

Kutlu Asya

MAVİ VATAN

Spread the love

MAVİ VATAN NEDİR?

mavi vatan

Mavi Vatan” dediğin, “Üç yanımızı çevreleyen Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki kara suları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerimizin adı”dır!
Temel kapsamda mavi vatan neresi sorusunun cevaplanması talep edildiğinde, net bir ifade kullanılabilir. Bu çerçevede mavi vatan olarak adlandırılan bölge; canlı ve cansız kaynaklar ile belirli bir hudut içerisinde bulunan Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki yetki ve etkiye sahip olduğumuz alanları ifade ediyor. Bu alan içerisinde karasuları, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı gibi kısımlar bulunuyor.

“Mavi Vatan”, bu alanın sathı, su kütlesi, dibi ve altındaki kara kütlesidir…Son derece stratejik ve jeopolitiktir…

“Kıta sahanlığı kavramı, 1947 yılında ABD Başkanı Henry Truman zamanında orta atıldı. O yıllarda Amerika’nın doğu sahili açıklarında kıyıya yakın bölgede petrol çıkarıldı. İnsanlık bu gelişmeyle birlikte ilk defa şunu gördü; suyun altındaki petrol kaynaklarına delme yöntemiyle ulaşılabiliyor ve çıkarılabiliyor. Demek ki suyun altında başka bir dünya var. Orası da bir vatan, hem de ne vatan…
1958 yılında imzalanan Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmesi, kıta sahanlığını tarif etti. Sözleşmede; ‘Kıta sahanlığını 200 metre derinliğe, okyanus devletiysen 200 mil hatta 350 mil derinliğe kadar uzatabilirsin. Bunu ilan etmene gerek yok. Bu başlangıçtan itibaren hukuken senindir’ tanımlaması yapıldı.

Kıta sahanlığı, ilan edilmesi gereken bir şey değil. Sadece bir gelişme karşısında ‘burası benim kıta sahanlığım’ diyorsun. Münhasır ekonomik bölge farklı, onu ilan etmek zorundasın.

Zaman geçtikçe, dünya nüfusu artmaya başladı. Dünya nüfusunun artmasıyla beraber gıda ve enerji ihtiyacı da paralel olarak artıtı. Bu arada teknoloji de gelişmeye başladı. Teknolojinin gelişmesiyle ne oldu; petrol ve doğalgaz aramak için yer altında delme operasyonlarının gelişmesine vesile oldu.

Dünyanın en büyük çukuru olan Mariana Çukuru’nda dahi delme operasyonu yapılabilecek seviyeye ulaştı teknoloji. Bizim Fatih Sondaj Gemisi’nin derinliğe inme olasılığı 5 bin metre civarında. 1950’li yıllarda bunları hayal bile edemezdiniz. Teknolojiyle beraber denizde, okyanusta arama çalışmalarında bir gelişme yaşandı.

SUYUN KİTLESİNİN SAHİBİ DE SENSİN

Dünya nüfusu her 15 yılda bir milyar artıyor. Bu insanların gıdaya ihtiyacı var ve en çok da nerelerden karşılanıyor, denizden. İnsanlar zamanla, ‘bu balıklar bizim kıta sahanlığımızda geziyor ama başkaları gelip bunu avlıyor’ diye düşünmeye başladı. Kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge gibi balık haklarında bir kısıtlama getirmiyordu. Münhasır ekonomik bölge kavramı, 1982 yılında Birleşmiş Milletler Deniz Hukuk Sözleşmesi’yle ortaya çıktı.

Sözleşmede; ‘Kıta sahanlığını ilan etmen gerekmiyordu ama münhasır ekonomik bölgeyi ilan etmen gerekiyor. İlan etmen için de bütün kıyıdaşlar ile sınırlandırma anlaşması yapıp ilan etmelisin. Suyun kitlesinin sahibi de sensin’ ifadeleri yer alıyordu. Buna göre, suyun içindeki balığın, aklınıza gelen her şeyin sahibi de sen oluyorsun.

 Mavi Vatan-2019 Taktik Tatbikatı ilk defa 27 Şubat-08 Mart 2019 tarihleri arasında Dz.K.K.lığınca Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’e istinaden icra edilmiştir.

CEM GÜRDENİZ/ Neden Mavi Vatan?

mavi vatan tatbikat

Denize kıyısı olan her devletin mavi vatanı vardır. Jeopolitik reflekslerin en temel hareketi denize yöneliş ve mavi vatanı sahiplenmedir. İsrail 1948 yılında kurulduğunda denize çıkışı olmasa varlığını sürdürebilir miydi? Emperyal kurgunun dayattığı sözde Kürdistan’ın denize çıkabilmesi için Suriye parçalanıp, bir şeriat devletine dönüştürülmüyor mu?

Osmanlı İmparatorluğu döneminde mavi vatan kavramı yönetici elitlerin gündeminde yoktu. 15 ve 16’ncı yüzyıllarda yaşanan deniz zaferleri döneminde bile denizlere hâkimiyet bir jeopolitik temele dayanmıyordu. Cumhuriyet kurulduğunda Atatürk’ün görüşleri paralelinde Anadolu yarımadasının her üç deniz cephesinde derinliğine savunma maksatlı bir donanma oluşturulması öncelik kazandı. Ancak deniz yetki alanlarını sahiplenme ve genişletme gibi bir vizyon bu dönemde oluşmadı. Yunanistan’ın Ege Denizi’nde 1936 yılında karasularını tek taraflı üç milden altı mile çıkarması ve Türkiye’nin buna itiraz etmemesi bu duruma güzel bir örnektir. Aynı dönemde denizlerde güçlü devletler bile denizlerin diplerindeki olağanüstü ekonomik potansiyeli su yüzüne çıkaracak teknolojiye sahip olmadıklarından, karasuları dışındaki açık deniz alanlarını kapsayan büyük deniz alanlarına sahip olmak ve egemenlik iddia etmek bir hedef değildi.

Sanayi devrimi ve dünya savaşları sonunda 1947 yılı sonunda tarihte ilk kez denizden petrol çıkarılması, denizleri çok farklı bir boyuta taşıdı. Artık denizlerin su kitlesi içindeki canlı kaynaklardan çok diplerinin altında yatan başta petrol olmak üzere değerli madenlerin varlığı ile devletlerin zenginleşebileceği ortaya çıkmıştı. Bu durum 1969 Noel’inde Kuzey Denizi’nde Norveç’in zengin petrol kaynakları bulması ile tavan yaptı. Artık devletler arası mücadeleye kıta sahanlığı ve dolayısı ile mavi vatan kavramı oturmuştu. 1982 yılından sonra bunlara Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) eklenecek ve altına hücum başlayacaktı. Öyle bir mücadele ki, İngiltere/Arjantin arasındaki Falkland Savaşı’ndan, Türkiye/Yunanistan arasındaki Kardak Krizi’ne; İspanya/Fas’ın Maydanoz kayalığından, Japonya/Çin arasındaki Senkaku-Diayou kayalığı krizlerine kadar dünya denizlerinde yüzlerce örneği yaşanan bir mücadele. Ama işin özü o küçücük adaların veya kayalıkların hükmettiği deniz yetki alanlarının ve diplerindeki başta petrol ve doğalgaz olmak üzere değerli kaynakların büyüklüğü.

2010 yılı itibarıyla, dünyada tüketilen petrolün kabaca yüzde 30’u, yıllık 3 trilyon m³’lük doğalgazın yaklaşık yarısı denizlerden çıkarılıyor. Günümüzde 11 bin metre deniz derinliğinde kuyu açmak teknik olarak mümkün, ekonomik olarak cazip hale geldi.

Türkiye’de Mavi Vatan uyanışı 1973 yılında Ege Kıta Sahanlığı krizi ile başladı. Yunanistan karasuları dışında açık deniz alanlarını sahip olduğu adaların kıta sahanlığı içinde göstererek Türkiye’nin haklarına tecavüz edince ortalık karıştı. Son 40 yıldır devam eden bu mücadele, 2003 yılından sonra Doğu Akdeniz’e de taşındı. Halen GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi), Türkiye ve KKTC’nin Akdeniz’deki MEB haklarını ABD, İsrail; Fransa, İtalya ve Güney Kore firmaları ile gasp etmeye devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı ise bu gelişmeleri sadece notalar savaşı ile yürütüyor.


Spread the love
1 Comment
Bir cevap yazın
*
*
*

Shutterstock WW