Kutlu Asya

Kutlu Asya

Neden “Türk Kültürü ve Medeniyeti” denmez?

Spread the love

BU YAZI TWİTTERDA @NDEVRA İSİMLİ KULLANICIDAN ALINTIDIR !!!

Isaac Newton için; “İNGİLİZ fizikçi, matematikçi, Nikola Tesla için ; “SIRP kökenli AMERİKALI mucit, fizikçi” Thomas Alva Edison için ; “AMERİKALI mucit” denilirken, hiçte “HIRİSTİYAN” mucit falan denmiyor, milliyeti söyleniyor da Söz konusu Türkler olunca, Türk yerine İslam Mucitleri, İslam Matematikçileri, İslam Sanatı mevcuttur.
Neden?!

Tıpta, bilimde “Büyük Üstad” olarak anılan İBNİ SİNA; Sıfırı bulan, Ay’da bir kratere adını verdikleri, CEBİR’in babası HAREZMİ; Astronom, matematikçi ALİ KUŞÇU; Da Vinci’yi bile etkileyen “EL-CEZERİ“; gibi TÜRK mucitler nedense “TÜRK” yerine “İSLAM” olarak tanıtılmaktadır!!

Çiçek aşısının muciti TÜRKLER‘dir. Çiçek aşısını yapan Yörükleri görüp bizzat deneyimleyen, İngiltere’nin İstanbul sefiresinin eşi Lady Montagu 1718 yılında bu olayı İngiltere’ye götürmüş, Kraliçe’nin izni ile hükümlülerin üstünde denetmiştir.Sonrada İngilizler icadı denildi!

“1798 de ilk çiçek aşısının öncüsü, dünyanın ilk aşısı” (ENGLİSH physician and scientist who was the pioneer of smallpox vaccine, the world’s first vaccine) diye tanıtılan Edward Jenner ; Ve yine, a FRENCH chemist and microbiologist , was also impressed , discovered the principles of vaccination, microbial fermentation and pasteurization, and invented the first vaccines for rabies and anthrax) diye tanıtılan aşılama sisteminden esinlenerek kuduz aşısını icat eden tanıtılan aşılama sisteminden esinlenerek kuduz aşısını icat eden Louis Pasteur gibi birçok bilim adamına esin kaynağı olmuştur. Ortalıkta Türk ‘ün adı yoktur! Ha, İngiltere’de bir plaket hazırlayıp yazmışlardır. “Lady Montagu Türkiye’den getirmiştir” diye, hepsi o kadar.

Bu konuyu bizde bilenlerin sayısı o kadar az ki, siz anlatsanız bile, size uzaylıymışsınız gibi bakarlar. Batılılar gururla yaptıklarını anlatırken,“biz” bırakın uzak tarihi, yakın tarihte yaptıklarımızı bile anlatamıyoruz! Oysa bu tip olaylar bir ulusun medeniyet ölçüsüdür. Bunun yanında İtalyan Giuseppe Adami ve Renato Simoni tarafından bestelenen Turandot operasını yazan bir Farslı değil Türk’tür; NİZAMİ GENCEVİ’nin destanıdır, ama dünya Turandot’u Fars destanı / İtalyan operası diye alkışlar lk gözlemevi bir Türk olan ULUĞ BEY tarafından 1428-1429 kurulmuşken, Avrupa’ya 1467-71 yıllarında Oradea Romanya’da kurulmuştur. Oradea’da, Türklerin yoğun olarak gittiği, yerleştiği, yurt tuttuğu yerdir.

İskitlerHunlarAvarlarKıpçaklarOsmanlılar Avrupa’yı yurt yapmışlar, medeniyet götürmüşlerdi ama Rasathane için, “Avrupa’da ilk kez Uraniborg adasında Danimarka Kralı II.Frederick tarafından 1576 da kurulmuştur” der Britannica Ansiklopedisi Aynı şeyi müzelerdeki eserlerin açıklamalarında da görürüz. “Hıristiyan eserleri” yoktur ama “İslam eserleri” çoktur… Selçuk-Türk veya Safavid-Türk eserleri değildir adları, ayrıca Safavid Fars olarak tanıtılır!

Navajo Culture, Assyrian Culture, Persian Culture, Greek Culture, Roman Culture, Chinese Culture, Etruscan Culture derseniz karşınıza binlerce veri çıkar, lakin Turkish Culture diyince ZERO.. Türk Kültürünü tanıyıp kendimiz çıkarmak zorundayız.İsim haklarımızı çaldırmayalım.

Örnekler : • Textile Fragment Object Name: Fragment Date: ca. 1570–80 Geography: Turkey, probably Istanbul Culture: ISLAMIC

Bronze coin of Fakhr al-Din Qara Arslan. Artuqid dynasty, AD 1144-67 A fascinating and unique series of bronze coins were struck by dynasties of Turkoman origin during the twelfth and thirteenth centuries, in the area known as the Jazira, ‘the island’ between the Tigris and he Euphrates rivers. ARTUQID’ler kimdir? TURKOMAN kimdir? Batılı ne bilir bunu? Incense burner Hegira 9th–10th century AD 15th–16th century, Mamluk Brass engraved with tar inlay MAMLUK kimdir? “Batılı Halk” biliyor mu? Ki eserler İSLAMİC ART adı altında toplanmıştır!!

Şimdi kalkıp biri de bana “sen müslüman düşmanlığı, etnik ayrımcılık yapıyorsun” derse, içinden geçirdiği her türlü düşünceyi aynen iade ederim! Kim ayrımcılık yapıp bir kültürün, sanat eserinin, bilim adamlarının etnik kimliğini saklıyorsa Onlar söyleyip yazarken alkış tutuyor da, biz söyleyip yazarken faşist ve ırkçı mı oluyoruz?.. Göremeyen naiftir, kördür ve şeytanda ayrıntıda gizlidir!

Servet Somuncuoğlu şöyle der di; Bu resimler Orta Asya devletleri arasındaki münasebetleri aydınlatması açısından kültürdeki beraberliği ortaya koyar. Yani, Tarihin eski devirlerinde adı, “Türk” ismidir ama bugün Batılılar kesinlikle Türk demiyorlar, peki bize niye demiyoruz?

Saka, İskit, Tagar, Taştık, Andronova, Afenasyova vs… diyorlar ama asla Türk demiyorlar. Burada temel bir kültür kodu vardır. Bu temel kültür kodunu bugün biz Türk olarak tanımlanan kültür çevresi içinde görüyoruz. Yani, Orta Asya’daki bu kara resimlerini Yani, Orta Asya’daki bu kaya resimlerinin arkeolojik alanlardaki kültürün takipçisi Türk kültür çevresi içinde yaşayanlar Türklerdir. O nedenle bugün bizim hepsine birden Türk dememiz lazımdır.

Onlara Türk dediğimizde ve temel kültürde bunu açtığımızda üst kimlik olarak siz Türk’ü koyduğunuzda alt kimlikte: Kazak, Kırgız, Altay, Hakas, vs… bunlar olabilir. Yani bu çeşitliliktir. Yunan medeniyetinde de bir çok uygarlık var, küçük küçük site devletlerinden oluşuyor.

Ama en başa “Yunan Medeniyeti” ibaresi konur. Yine aynı şekilde Hint Medeniyeti içinde yüzlerce unsur var ama “Hint Medeniyeti” deniliyor. Eski çağlara göre 5 büyük medeniyet sayılır: Çin, Mısır, Yunan, Hint, Mezopotamya.Tabii bir 6. medeniyet vardır. O da Türk medeniyetidir.

Bu gerçek artık bilimsel olarak kabul edilmektedir. Türk medeniyeti vardır; kendine has bir yaşam üslubu vardır, doğaya, çevreye, insana bakış açısı vardır. Toplumsal hiyerarşisini oluşturmuştur, devlet sistemini oluşturmuştur siz bunu yok sayamazsınız zaten… İngilizler “..Bizde pek çok yaygın ve çok zalimane olan çiçek hastalığını burada keşfettikleri bir aşı ile önlüyorlar ama içinde Türk yok! Niye? Oysa asırlardır bir çok kocakarının sanatları sırf bu ameliyatı yapmak. Eski Türklerin Şaman Anası dünyanın ilk farmakolugudur.”

Bizde Çicek Aşısı: Aşılanma için en uygun zaman sıcakların sonu, sonbaharın başlangıcı. O zaman aile resileri ailelerinde çiçek hastalığına tutulmuş kimse olup olmadığını öğreniyor ve bir kaç aile toplanıyorlar. Sayıları onbeş onaltıyı bulan aile toplulukları bu aşıcı kocakarılardan birini çağırıyorlar ve ceviz kabuğu içine doldurulmuş çiçek hastalığı aşısını hangi damardan açılmasını isterlerse, o damarı büyük bir iğne ile açtıktan ve iğnenin ucu kadar aşıyı buraya koyup yarayı bağlıyor ve üzerine bir ceviz kabuğu yapıştırıyorlar.

Bütün bu ameliye sırasında en küçük bir acı hissedilmiyor. Aynı şeyi dört beş damara daha yapıyorlar. Aşı için vücudun kapalı yerleri seçiliyor. Aşılanan çocuklar sekiz gün kadar oynuyorlar, bir şey olmuyor, daha sonra bir sıtmaya tutuluyorlar ki 2-3 gün yatakta yatıyorlar.

Yüzlerinde yirmi, otuz sivilce çıkıyor. Fakat sekiz gün içinde hiç hastalığa tutulmamış gibi oluyorlar. Açılan yaralar hastalıkları boyunca akıp çiçeğin zehrini atıyor, başka taraflara yayılmasına mani oluyor. Her sene binlerce çocuğa aynı ameliye yapılıyor.

Fransa Sefiri, başka yerde yapılan banyolar gibi, burada da eğlence olsun diye herkes çiçeğe yakalanıyor, diyor. Aşıdan kimse ölmüyor. Aşının faydasına inandığım için sevgili yavruma da yaptırmaya karar verdim. Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da girmesini çok isterim. Doktorların, kendi menfaatlerini insanlığın iyiliğine feda edebilecek ve gelirlerinin büyük bir kısmını gözden çıkarabilecek kadar fedakar olabileceklerine inansam bunu onlara yazmaktan geri durmazdım. Bilakis onları kızdıracağımı zannediyorum. Büyük bir hata işlemiş olursam tehlikeli olur. Maamafih, İngiltere’ye döndüğüm zaman onlara bir harp ilan ederim. Kahramanca gayretimi taktir ediniz, vs…” Lady Montaque Türkiye Mektupları.


Spread the love
Bir cevap yazın
*
*
*