Kutlu Asya

Kutlu Asya

SAYFALARDA, KORİDORLARDA, DİLLERDE Kİ YALAN- ENVER PAŞA

Kitaplarda, eğitim yuvalarında tarih derslerinde Osmanlı devletinin 1. Dünya savaşına neden girdiği anlatılırken Osmanlı devlet adamlarının ( ittihad ve terakki olmak üzre ) birer alman hayranı olduğu söylenir . ki burada en çok vurgulanmak istenen kişi elbette enver paşadır.

Bu tanımlama düpedüz tarihin bozkurtlar tarafından değil çakallar tarafından yazılmasına bir örnektir. Ama tarihi hakikat inancıyla yazacak tarihçilerimiz elbet olacaktır. Ben tarihçilik iddiasında bulunmuyorum lakin o hakikate iman eden o örnek tarihçileri örnek almaya çalışan bir okur olarak bakalım Enver paşa dedikleri gibi bir alman hayranı mı ?

 

Dönemi dikkate alındığında bu tanımlamaların envar paşayı yok saymak,küçültmek ve baştan aşağı suçlu sandalyesine oturtmak için ortaya atıldığı düpedüz ortadadır. Yaklaşmakta olan bir dünya savaşından kaçamayacağını anlayan, tercihini almanlardan yana yapmak zorunda kalan bir enver paşa vardır.

 

Enver paşa, Cumhuriyetimizin kurucusu Son Başbuğumuz mustafa kemal Atatürk ile aynı yıl doğmuştur. Osmanlı devletinin son dönemlerinde çok önemli etkilere sahip olmuş asker ve devlet adamıdır. Hakkında bir çok iddia bulunur. Ancak ben bu iddaların biraz tuturları olmasını kıskançlık, hain, hayranlık ve zavallı gibi sıfatlardan çok uzak olarak gündeme getirilip tartışılmasından yanayım.

Birinci dünya savaşı öncesinde günümüzde dahil olmak üzere yer yüzünün karşılaştığı en büyük tehlikelerden biridir sömürgecilik. Avrupalı devletler tüm rekabetlerini gelişmemiş güçsüz ülkeler üzerinde kurdukları bir dönemde başlayan 1. Dünya savaşı sonunca yenen taraf her kim olursa olsun gözü Osmanlı topraklarına dikecekti. Makul olan ise savaşı kimin kazanacağını kestirebilmekti.

 

Enver paşanın doğduğu yıl avrupada siyasi ortaklıkların hızla şekillendiği yıldır. Rusyanın ittifak arayışının İngiltere v Fransa ile son bulması Osmanlı devletinin 1. Dünya savaşına almanyanın yanında yer alması buna ne neden olan en önemli ayrıntıdır. 19. Yüzyılda rusyanın boğanlar, ilgilterenin mısır üzerindeki hakimiyet kurmak istemeleri bu karşı olarak ingilterenin Osmanlının toprak bütünlüğünü desteklemesi Osmanlının temkinli olmasına sebep olmuştur.

 

Dönemin sonunda ingilterenin Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü desteklemekten vazgeçmesi sultan II. Abdulhamitin ülkede alman etkisine sıcak bakmasına sebep olmuştur. Nitekim bağdat demiryolu projesi bu etkinin önemini göstermektedir.

 

I.Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında çıkan gerginlikte İngiltere’nin Osmanlı Devleti’nin sipariş ettiği iki gemiyi Osmanlı Devleti’ne vermeyerek Yunanistan lehine hareket etmesi ve Arap milliyetçiliğini desteklemesi; Rusya’nın Ermeni meselesinde Osmanlı Devleti’ni zorlaması başta bu iki devlet olmak üzere İtilaf Bloku ile Osmanlı Devleti’nin arasındaki soğukluğun artmasına neden olmuştur.

Bütün bunlara rağmen 1908 yılında gerçekleşen Meşrutiyet’ten 1914’e kadar Osmanlı Devlet adamları İngiltere, Fransa ve Rusya’yla ittifak arayışlarını sürdürmüşlerdir. 1914’te Talat Paşa Rusya’ya giderken Cemal Paşa da Fransa’ya gitmiştir. Enver Paşa da İstanbul’da Rus büyükelçisi ile görüşmeler yapmıştır.

Ancak bilinen şu ki İtilaf Devletleri gizli amaçları nedeniyle Osmanlı Devletiyle bir ittifaka yanaşmamışlardır. Bu da siyasi yalnızlığın getireceği sonuçları bilen Enver Paşa da dâhil olmak üzere genç Türk devlet adamlarını Almanya’ya yakınlaştırmıştır.

Başta Sadrazam Said Halim Paşa olmak üzere birçok devlet adamının savaşta yalnız kalmamak ve devletin varlığını devam etmesini sağlamak adına önceki ittifak arayışlarının dışında kalan Almanya ile ittifak yapılması gerektiği konusunda çabaları Enver Paşa’nın da bu ittifaka sıcak bakmasını sağlamıştır. O dönemde Harbiye Nazırı olan Enver Paşa’nın da içinde bulunduğu bir heyet tarafından Almanya ile yapılacak antlaşmanın ilkeleri belirlenmiştir. Kimileri tarafından devleti Almanya’nın yanında savaşa sokarak yenilgiye neden olduğu iddia edilen Enver Paşa sorumlu bir devlet adamı olarak imkân dâhilinde devletin çıkarlarını gözeten bir heyetin parçası olmuştur.

Görüldüğü gibi “hayranlık” gibi basit ve aşağılayıcı bir kelimenin karşısında hakikat “sorumlu” bir devlet adamı portresi ile yerini bulmaktadır. Ayrıca yaşamı göz önünde bulundurulduğunda Enver Paşa’nın Alman hayranlığını gerektirecek bir durumun da söz konusu olmadığı da görülecektir.

Alman hayranlığı nedeniyle savaşa girilmesine ve kaybedilmesine neden olduğu iddia edilen Enver Paşa’nın Milli Mücadele’yi şekillendiren kadro üzerindeki etkisi ile onun kadrolarının Anadolu’ya silah aktarmak ve İngilizleri oyalamak konusundaki çabaları da dikkate alındığında, Milli Mücadele’nin kazanılmasına da önemli katkı sağladığı söylenebilir. Her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da İttihatçı subay ve devlet adamlarının Anadolu’daki teşkilatlanmaya ciddi katkıları olduğu inkar edilemez.

Son olarak İnsanların ve toplumların içinde bulundukları zor durumlardan kurtulmaları için önce o durumdan kurtulduklarının hayalini kurmaları ve o zor durumdan kurtulmak için harekete geçmeye cesaretlerinin olması gerekir. Enver Paşa’nın kurduğu hayallerin ve sahip olduğu cesaretin büyüklüğü tartışılmazdır. Hiçbir küçültücü söz onun hayal ve cesaretinin büyüklüğüne zarar veremez. O ömrünün son anına kadar kendisini ait hissettiği devletinin onuru, varlığı ve bağımsızlığı için mücadele etmiştir.

DİPNOT

Türk Tarihinin Kahramanları Arasındaki Sorunları Bugün Tartışmak, Türk Davasına Hizmet Etmez. Enver Paşa da, Mustafa
Kemal Paşa da Türk Tarihinin Kahramanlarıdır.

 

-HÜSEYİN ANIL GÜZELTAŞEnver_Pasha_1911

Bir cevap yazın
*
*
*