SEKÜLER TÜRKİYE

Din ve devlet işleri uzun süren tartışma konularından biri haline gelmiştir. Bu tartışmaların ana temel noktası 1937’den yani Laiklik ilkesinin kabulünden sonra gerçekleşmiştir. Bu sorunun çözümünün Sekülerizm olduğunu vurgulamak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Sevr korkusuyla  kuruldu.  Mustafa Kemal Atatürk Laik sistemi geçiçi bir çözüm olarak öngörmüştü. Türkiye Cumhuriyeti Sevr korkusuyla yaşadığı sürece gelişemez, geliştiremez. Bu söylediklerim ne yazık ki acı ama gerçek. Atatürk zekasını kullanarak geçiçi çözümü böyle uygulamıştır. Şahsımı eleştireceksiniz biliyorum lakin bunun benim için önemi yok. Her türlü tenkite açığım.

SEKÜLERİZM

İlk olarak Sekülerizm ne demek onu aydınlığa kavuşturalım; Sekülerizm yönetimlerde dinin devlet politikalarına karışmamasıdır. Laik sistemle benzerlik gösterebilir. Seküler yönetimlerde halkın zihninde din ile ilgili hiçbir soru işareti bulunmamaktadır. Dini yönetimlerin özel yeri, özel yönetim biçimi vardır. Laik sistemde ise istemsizce dini konular devlet işlerine karışabilmektedir. Bunun engellenmesi için Seküler sistemin oturması gerekmektedir.

Türk halkının ana temel taşlarından birisi dindir. Bu ana temel taşlar sarsıldığında kaos çıkabilecek düzeyde karmaşaya sebep olmaktadır. Bu karmaşalardan kurtulmak yerine neden üstüne gidiyoruz?

1980 darbesi irtica harekatlarına karşılık yapılmış bir darbe idi. 2016 darbe girişimi, dini gruplar tarafından organize edilen bir hareketti. Darbe veya girişimleri Türkiye’yi uluslararası arenada puan kaybettirdi. Bu olayların ana temellerinde din yatıyordu. Halkımızın jargonuyla’’50 yıl geriye gittik ’’

ABD SEKÜLER YÖNETİMİ

Mustafa Kemal’in ömrü vefa etseydi Seküler yönetime geçeceğinden şüphemiz olmasın. Laik sistemin sarsıntılı olduğunu, Sekülerizm’in kalıcı çözüm olduğunu kendisi çok iyi biliyordu. Amerika Birleşik Devletleri hem Batı hem de dünya tarihinde açıkça seküler olan ilk ulus olmuştur. Buna istinaden ABD’nin Seküler yönetimlerle yönetildiğini ve ırkçılığın devam ettiğini söyleyeceksiniz. Amerikalıların kafasında din ile ilgili soru işareti olmadığı için ne kadar kavga etseler, kaos ortamına müsaade edilemez. Bunun önlemleri en ince ayrıntısına kadar alınmıştır. ABD başkanlarının İncil’e el basarak görevine başlaması ise zorunlu bir uygulama değildir. Franklin Pierce bir hukuk kitabına, Theodore Roosevelt ise anayasaya el basarak yemin etmiştir.

FRANSA SEKÜLER YÖNETİMİ

Mustafa Kemal, Osmanlı dönemindeki sorunları da göz önünde tutarak, kendi toplumsal yapısına uygun olduğu için, Avrupa (Fransız) laikliğini seçip kabul etmiştir.
Doğrusunu söylemek gerekirse, Avrupa laikliğinde, devlet az ya da çok oranda din kurumunu denetlemektedir. ABD’de böyle bir denetim söz konusu değildir. John Kennedy 1960’ta başkan adayıyken, Teksas’ta yaptığı bir konuşmada “Ben Katolik bir başkan adayı değilim. Kamu işlerinde kilisem adına konuşmam, kilise de benim adıma konuşmaz.” demiştir. Din ve devlet iki ayrı saygın yapıdır. Resmî işlerde İncil üzerine yemin etmek, “Tanrı Amerika’yı korusun” duası Amerika Birleşik Devletleri’nde dine veya devlete ilişkin bir zaaf oluşturmaz, iki alan birbirine müdahale etmez. Sivil din bütün kurumlara işlemiştir. Lakin müdahale hakkı yoktur.

TÜRKİYE’DE NASIL BİR SEKÜLER MODEL OLMALI

Türkiye Cumhuriyeti içe dönük gelişmemiş, üretememiş, eğitimi zayıf bir ülke olmaktan kurtulmalıdır. Dış dünyaya entegre olmuş, kendini geliştirebilen, Avrupa insanını kendi kurduğu eğitim sistemiyle yetiştirebilme özelliğine kavuşmalıdır. Belirttiğimiz reformları gerçekleştirebilmek için iki seçeneğimiz var;

  • 1. Eğitim sisteminde ezber öğretim yerine, kavramsal düşünebilen, kendi alanlarını seçebilecek bireyler yetiştirmek
  • 2. Seküler sisteme geçildiğinde kaotik ortamları reforme edip eğitimi baştan yapılandırmak.

Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu kaybetmedim.

‘’ Mustafa Kemal ATATÜRK’’

Ali GÖZEN Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.