Türk İnanç Sistemi Üzerine Araştırma ve İncelemeler

Orta Asya ve Anadolu’da Türk İnanç Sistemi Kapsamında Çocuk Doğumu Üzerine İncelemeler :

Günümüzde evlilik hayatının meyvesi olan çocuk doğumu ve çocuğa ad verme törenleri Türk İnanç Sisteminin birçok unsurunu muhafaza etmiştir.

Yakutlar Tanrılardan çocuk, bilhassa erkek çocuk isterlerken, ak kam’a başvururlar.Ak kam, Tanrıça Ayısıt’a yahut ak at sürüleri sahibi olan Tanrıya ( magan sılhılah) dua eder. Bu törende kanlı kurban sunulmaz. Bu tanrılara ıdık olarak bir hayvan bağışlanır. Bu hayvana kimse binmez.

Çocuğu olmayan Yakut kadınları mukaddes bir ağacın dibinde, ak boz at derisi üzerinde, yer sahibi / tanrısı “an daydı iççite” ye yalvarırlar; ağlaya sızlaya dua ederler. Bu duadan sonra çocuk sahibi olanlar bunun Tanrıdan, yer ağaç ruhları tarafından verildiğine inanırlar.

Kırgızlar’da, Türklerin kutsal saydığı mukaddes ağaçlar, ataların ve büyük kamların mezarları islamlaştırılmış ve “evliya”ların türbeleri olmuştur. “Manas” destanında Yakup Han hatununun kısırlığından şikayet ederek diyor ki: ” Bu Çırıçı’yı alalı dört yıl oldu. Bir çocuk koklayamadım, öpemedim. Bu hatun mezarlı yerleri ziyaret etmiyor, elmalı yerlerde yuvarlanmıyor, kutlu pınarlar yanında gecelemiyor” diyor.

Kırgız – Kazaklar’ın “şeriate aykırı” adetlerinden şikayet eden molla gazi hoca “kadınları kısır olursa sahrada tek başına biten bir ağaç, bir kuyu (pınar) veya su yanında koyun kesip gecelerler” diyor. Atalarının inançlarını terkederek arapların islamına geçen Kırgızlar’ın bu adetleri Yakut Kamlarının “kutlu ağaç” yanında yaptıkları kam ayininden ancak ismiyle ayrılmaktadır.

Dede Korkut hikayelerinden birinde bir hatun erkek evlat istediği zaman kuru kuru çaylara sücü “şarap” döktüğünü, kara giyimli dervişlere nezirler verdiğini söylüyor. Bu sözlerde çay (su) kültü yahut, Yakutlar’daki gibi “yer tanrısı, yer ruhları” kültü pek açık görülmektedir.

“Anadolu’da doğum öncesine ait adet ve inanmalar hamileliğin başlaması için çarelerin aranması ile başlar. Evli olan her kadından beklenen kurduğu yuvayı devam ettirecek olan bir çocuk doğurmaktır. Bunun için kadın bir an önce gebe kalmak ister. Aksi takdirde toplumda kendisine iyi gözle bakılmayacağını düşünür. Balıkesir’de de durum farklı değildir. Çocuğu olmayan kadınlara “kısır”, “merhametsiz”, “uğursuz”, “döl tutmaz”, “nursuz” gibi isimler verilmektedir. Hatta bazen çocuk doğuramayan kadınlara “- Sen insan değilsin. İnsan olsa idin, çocuk doğururdun.” Diye hitap edilir. Kısır kadın evde cereyan eden her fena hadisenin müsebbibi olarak görülür. Hatta kısır kadının yüzüne sabahın erken saatlerinde bakılmaz. Eğer sabah erken saatlerde bir kısır kadın yüzü görülürse o gün nasibin az olacağına, bütün işlerin ters gideceğine, rızkının azalacağına inanılır.

Çocuğu olmayan kadınlar Balıkesir’de farklı metotlar deneyerek çocuk sahibi
olmaya çalışırlar. Bu metotlardan en çok kullanılanı ise Balıkesir’de bulunan çeşitli
yatır ve evliya türbelerinin ziyaret edilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, Balıkesir ili merkez Huzurevi’nin arka kısmında ormanın içinde bir taş yığını halinde bulunan Çırpılı Dede yatırı özellikle de hıdrellez günleri çocuğu olmayan kadınlar tarafından ziyaret edilir. Çocuğu olmayan kadın yatırın yanına taşlardan beşik, bebek resimleri yapar; yatıra mum yakıp, çaput bağlar ve çevresinde üç defa dönüp geriye dönerler. Arkasından da lokma pişirerek etrafta bulunan komşulara dağıtırlar.

Bunun dışında Ilıca Kaplıcalarının olduğu yerde bulunan Ilıca Hamam Dedesi de yine çocuk sahibi olmak isteyen kadınların uğrak yeridir. Çocuğu olmayan kadınlar buraya gelerek, taşlardan beşik yapıp dua ederler. Üç gün boyunca hamama girerler. Bunları yapan kadınlar çocuklarının olduğunu söylemektedirler.

Buna bir örneği de Kepsut ilçesi Tekke köyünden verebiliriz. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar bu köyde bulunan Tekke Dedesini ziyaret ederler. Kadın yatırın yanına tek başına girer, niyetini tekrarlayıp yatırın çevresinde dua okuyarak üç defa döner ve dileğinin gerçekleşmesini isteyip adak adar. Bu işlemden sonra yatırın hemen yan tarafında bulunan süpürgeyi alıp yatırın çevresini süpürür, iyice temizledikten sonra bu yatırın hemen yan tarafından bir köşeden bir böcek çıkar. Bu böcek tutulup canlı canlı yenir. Arkasından evden getirilen çaputlar yatırın başına bağlanır. Kalan bez parçalarından bir salıncak kurulup yatırın başındaki mumluklara bağlanır. Salıncağın içine bezden, ağaçtan ya da taştan bebek konulur. Bir de ihtiyacı olanların alması için bir miktar para bırakılır. Bütün bu işlemler yapıldıktan sonra kadınlar çocuk sahibi olduklarını söylemektedirler.

Balıkesir’de hamile kadınların gidip suyunu içtikleri Söğütlü Dede ile sütü
gelmeyen kadınların şifa aradığı Süt Dede’nin dışında çocuk sahibi olmak için gidilen sekiz yatır dikkati çekmektedir.

Su kültü ise genellikle bedenin gebeliğe imkan tanımayan kötülüklerden
arındırılması hususunda etkili olmaktadır. Çeşitli hamamlara gidilmesi, okunmuş suların içilmesi ya da bu sularda kadının yıkatılması, Hıdırellez günü çocuk sahibi olmak için dere kenarı ya da diğer su kenarlarının tercih edilmesi bu kültle bağdaştırılmaktadır. ”

( Bu içerik https://www.facebook.com/turk.inanc.sistemi sayfasından alıntıdır)

 

10614311_320292018146451_8874107340704230813_n