TÜRKÇE’NİN MOĞOLCA’YA ETKİSİ

TÜRKÇE VE MOĞOLCA

ALTAY DİL AİLESİ

Türkçenin yoğun kültürel temas hâlinde olduğu dillerin başında Moğolca gelir. Moğolca ile Türkçenin Altay dil ailesinin iki üyesi oldukları, dolayısıyla genetik olarak akraba oldukları görüşü yaygındır. Bu görüşe karşı çıkan, bu iki dil arasındaki ortaklıkların iki toplumun yüzyıllardır süren komşuluklarından kaynaklandığını iddia edenler de vardır.

Moğolca ile Türkçe arasında genetik akrabalık olsa bile, iki dil arasında yine kelime ve dil bilgisel unsur alışverişi olmuştur. Göktürkçe ve Eski Uygurca döneminde son derece sınırlı olan bu ödünçlemeler, 13. yüzyıldan itibaren Moğolların yayılmasıyla birlikte çoğalmıştır.

ÖDÜNÇLEMELER 

Bugünkü Türkçede kullanılan ağa, kaburga, karanu “karanlık”, kurultay, maral, nöker, sadak, serin, sicim, tepsi gibi kelimeler Moğolcadan ödünçlemedir.  

Asuru “çok, fazlasıyla”, basa “yine, tekrar”, tetürü “ama, bununla birlikte” turkaru “daima, aralıksız” gibi edatlar Türkçeden alınmadır. (Poppe, 1989:143-150)

Moğolca +lIG eki de Türkçeden alınma olup birçok kelimenin türetilmesinde kullanılmıştır: noyanlig, bayalig “refah”, bagaturlig “yiğitlik”, temürlig “demirli”, bökelig

“güçlü, sağlam”. Bu eki taşıyan doğrudan Türkçeden alınmış pekçok kelime vardır: çeçeglig

“çiçekli”, yimişlig “meyveli”, yarlık “ferman”, külüg “yiğit, kahraman”, kalkanlig “kalkanlı”, tuglug “tuğlu”, kutlug “kutlu” vs. (Hovdhaugen, 1975: 71-77) 

Moğolların Gizli Tarihi

“Moğolların Gizli Tarihi” isimli metinde geçen Türkçe ödünçlemelere birkaç örnek:

al, “kırmızı, al”, alaçuk “çadır”, oorçak “hırsız”, terme “bayram çadırı”, mung “keder, bun” (Rassadin, 2010: 211-216) Moğolca ve Türkçede birbirinin aynı veya fonetik olarak küçük farkları olan onlarca fiil vardır: avla– “avlamak”, biti– / biçi– “yazmak” > biç– , bol– / ol– “olmak” > bol-, yarlıka– “buyurmuk, emretmek” > carlıkla-, yasa– “yapmak, kurmak” > casa-, kon– “konaklamak” > konu– “gecelemek”, sön– “sönmek, bitmek” > sönü– “sönmek, bitmek” vs. (Şcerbak: 2011:932)